Sorumluluğu Devretmenin Hafifliği
Düşünce Notları

Sorumluluğu Devretmenin Hafifliği

4 dk okuma süresi

Bu yazının sesli anlatımı da mevcuttur.

Zor anlar öncesinde ayakta kalmanın sessiz yolu …

Hiç çok önemli bir sunumdan önce durup derin bir nefes aldığınız oldu mu? 

Ya da sesi size iyi geleceği için telefonunuzu elinize alıp birini aramak istediniz mi?

Bazen bilgi yetmez. Tecrübe de yetmez. İnsan, yaslanacak bir yer arar.

İnsan ne kadar uzman olursa olsun, ne kadar deneyim biriktirirse biriktirsin, zor anlar, yüksek beklentiler ve süre baskısı altında zaman zaman yorulur, daralır ve bunalır. Bu bir zayıflık değil, insan olmanın doğal bir sonucudur.

Çünkü modern dünyada iş sadece yapılmaz, aynı zamanda taşınır.

Özellikle kritik eşiklerde bu yük daha ağır hissedilir. 

Sahneye çıkmadan önceki birkaç dakika,

Çok önemli bir sunumdan hemen önce,

Aylarca emek verilmiş bir projeyi son kez toparlama anı… 

Bu anlarda insan, yalnızca bilgiye ya da teknik beceriye değil, yaslanabileceği bir yere ihtiyaç duyar.

Hatta yapılan bazı gözlemler, çarpıcı bir duruma işaret eder. Uzun zamandır anlatmak istediği bir konu için fırsat kollayan, “Bir gün bu sahnede ben olacağım” diyen pek çok insan, o an gerçekten geldiğinde yoğun bir korku yaşar. Öyle ki zihninden geçen cümle şuna kadar varabilir. “Allah canımı alsa da çıkmasam bu sunuma.”

İstekle beklenen an, yerini açıklayamadığı bir tedirginliğe bırakır. Çünkü mesele artık konu değildir, asıl soru, o yükü tek başına taşıyıp taşıyamayacağıdır.

Bu yüzden çoğumuz, farkında olmadan benzer bir refleks geliştiririz. 

“Allah’ım bana yardım et” deriz. 

Annemizi arayıp “Anneciğim bugün çok önemli bir sunumum var, bana dua et” deriz. 

Bazen babamızın varlığını hissederiz, bazen güvendiğimiz bir yöneticimizi düşünürüz, bazen de manevi anlam yüklediğimiz bir kavrama tutunuruz.

Hepimizin farkında olmadan yaptığı bu şey, “Sorumluluk Devri”dir.

İnsan, o an taşıyamadığı yükün bir kısmını güvendiği bir yere bırakır. “Artık yalnız değilim” duygusu doğar. Zihin sakinleşir, omuzlar hafifler ve kişi yeniden asıl yapması gereken işe döner. Bu, sorumluluktan kaçmak değildir. Sorumluluğu devretmenin hafifliğiyle işi taşınabilir hale getirmektir.

Fare, Yılan ve Panzehir

Bir çoban, oğlu ile birlikte merada koyunlarını otlatırken ilginç bir sahneye tanık olur. Bir yılan ile bir farenin kavga ettiğini görürler. Yılan fareyi ısırır. Fare hızla çalılıkların içine koşar, kısa bir süre sonra geri döner ve yılanı yuvasından uzaklaştırmak için mücadeleye devam eder.

Yılan tekrar ısırır, fare yine koşar. Sonra yeniden geri döner.

Çoban bu durumu merak eder. Biraz dikkat edince farenin, doğada kendince keşfettiği bir otu emerek geri geldiğini görür. Bir süre sonra anlaşılır ki fare, bu otu kullanarak yılanın zehrini etkisiz hale getirmektedir. Artık yılanın ısırığından korkmamaktadır, çünkü bir panzehiri vardır.

Aslında fare, yılanın ısırma sorumluluğunu kendi üzerinden alıp ota devretmiştir. “Nasıl olsa ot var” düşüncesiyle tehdidi zihninde etkisizleştirmiştir. Bu noktadan sonra fare için mesele yılan değil, yoluna, işine devam edebilmektir.

Bugün iş hayatında bizler de farkında olmadan bu ‘Sorumluluk Devri’ne sığınıyoruz aslında.

“Hata yapsam bile yöneticim arkamda, sorumluluğu o üstlenir.”

“Ben yetişemezsem ekip arkadaşlarım nasıl olsa bu boşluğu doldurur.”

“İşler ters giderse, danışabileceğim bir arkadaşım var.”

Bu cümleler bizi rahatlatan cümlelerdir. Çünkü zihinsel yük hafiflediğinde daha net düşünür, daha doğru karar verir ve işimize daha sağlıklı odaklanırız. Yoğun iş temposunda hepimiz her şeyi aynı anda çözemeyiz. İnsanın sırtını yaslayabileceği sağlam bir yer araması, en doğal ihtiyacıdır.

Sorumluluk devri, yoğun iş hayatımızın ayrılmaz bir parçasıdır ve çoğu zaman insanı ayakta tutar.

Peki çoban, oğluna dönüp şöyle dese: “Oğlum, git şu otu kopar.”

Fare, ısırıldığı zaman gittiğinde o otu bulamasa…

Ne olurdu sizce?

İrfan KESKİN, Ocak 2026